Katı Süre Ne Demek? Esneme Payı Olmayan Zamanın Hikâyesi “Katı süre”, esnetilemeyen ve kaçırıldığında telafisi çoğu kez mümkün olmayan, hak veya fırsat kaybı doğuran kesin zaman sınırıdır. Bir blog yazarı olarak zamanla özel bir ilişkim var: Bazı tarihler ajandamda nazikçe gezinir, bazılarıysa kırmızı kalemle çizilip “ne olursa olsun” korunur. İşte bugünün konusu o kırmızı kalemlikler: katı süreler. “Katı süre ne demek?” diye merak eden herkese; kökeninden günlük hayattaki izdüşümlerine, hukuktan teknolojiye uzanan gerçek örneklerle samimi bir yolculuk vaat ediyorum. Hazırsanız, esneme payı olmayan zamanın nabzını birlikte tutalım. Tanım ve Köken: Katı Süre Neden “Katı”dır? Katı süre (çoğu bağlamda “kesin süre”,…
Yorum BırakDijital Macera Günlüğü Yazılar
Karşıt Eş mi, Zıt mı? Kelimelerin Dansı, Anlamın Derinliği ve Zamanın Ötesinde Bir Soru Bazı sorular vardır ki ilk bakışta çocukça gelir ama üzerine biraz düşündüğünde seni bambaşka yerlere götürür. “Karşıt eş mi, zıt mı?” da tam olarak böyle bir soru. Belki bir ders kitabında, belki bir dilbilgisi testinde karşımıza çıkmış olabilir ama aslında bu küçük görünen mesele, dilin doğasına, düşüncenin işleyişine ve hatta insan ilişkilerinin özüne kadar uzanan devasa bir tartışmanın kapısını aralar. Hazırsan, birlikte kelimelerin anlam dünyasında derin bir yolculuğa çıkalım. — “Karşıt”ın Kökeni: Aynı Anda Birlikte ve Ayrı Olmak “Karşıt” kelimesi, Türkçe’de kök itibariyle “karşı”dan gelir. Yani…
Yorum BırakTarık Hijazi Kimdir? Edebiyatın Sınırlarında Bir Anlatının İzinde Edebiyat, kelimelerin sadece anlam taşımadığı; aynı zamanda insan ruhunu dönüştürdüğü bir alandır. Bir yazarın ya da düşünürün bıraktığı her cümle, bir çağrıdır — zamana, mekâna ve insana. Tarık Hijazi ismi, bu çağrının yankılandığı özel seslerden biridir. Onun hakkında konuşmak, yalnızca bir biyografiyi çözümlemek değildir; aynı zamanda bir anlatı biçimini, bir edebi duruşu ve insanın iç dünyasına yönelmiş bir bakışı tartışmaktır. Çünkü edebiyat, kimliği bir isimle sınırlamaz; onu bir anlam evrenine dönüştürür. Edebiyatın Dönüştürücü Gücü ve Tarık Hijazi’nin Söylemi Tarık Hijazi’yi anlamak, öncelikle kelimelerin gücüne inanmayı gerektirir. Onun metinlerinde bir kelime yalnızca sözcük…
Yorum BırakRüyada Üzüntüden Ağlamak Ne Anlama Gelir? Ekonomik Bir Perspektif Giriş: Kaynakların Sınırlılığı ve Seçimlerin Sonuçları Ekonomi, temelde sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılamaya çalışan bir bilim dalıdır. Her seçim, bir fırsat maliyeti taşır ve bu maliyetler genellikle bireylerin kısa ve uzun vadeli kararlarını şekillendirir. Ancak ekonomik kararlar sadece mal ve hizmetlerle sınırlı değildir. İnsanların rüyalarındaki duygusal deneyimler, ekonomik perspektiften de incelenebilir. Çünkü bir rüya, insanın içsel dünyasına dair önemli ipuçları verir ve bu da bireysel karar alma süreçlerini etkileyebilir. Rüyada üzüntüden ağlamak, oldukça yaygın bir rüya temasıdır ve genellikle bireylerin bilinçaltındaki kaygılar, stres ve duygusal durumlarla ilişkilendirilir. Ekonomik bakış açısıyla, bu…
Yorum BırakKarambole Gelmek Ne Demek (TDK)? Kökeni, Bugünü ve Yarınlarıyla “Karambol”ün Hikâyesi Kalabalık bir mutfakta üç kişi aynı anda dolabı açmaya çalışırken dirsekler çarpışıyor, kapaklar gıcırdıyor, biri “dur, o değil—” derken tam o anda bardağı düşürüyoruz. İşte o an! Hepimizin bildiği o ufak kaos… Türkçede buna “karambol” diyoruz; peki “karambole gelmek” ne demek, TDK ne söylüyor, nereden geldi ve bugün bize ne söylüyor? “Karambole gelmek ne demek TDK?”: Kısa ve net cevap TDK’nın Güncel Türkçe Sözlük’te verdiği “karambol” anlamları “bilardoda bilyelerin birbirine değmesi”, mecaz olarak da “çarpışma/kargaşa, karışıklık” şeklinde. Yani dilimizin çekirdeği, beklenmedik bir çarpışma ve ondan doğan karmaşa fikri. Bu…
Yorum BırakHülya Avşar Alevi mi? Giriş: Kimlik, Toplum ve Medya Kimlik, bireyin hem içsel hem de toplumsal düzeyde kendini tanımlama biçimidir. Bu tanımlama, bazen biyolojik kökenlerle, bazen de kültürel ve dini inançlarla şekillenir. Medyanın etkisiyle, ünlülerin kimlikleri de halk tarafından merak edilir ve sorgulanır. Hülya Avşar, Türkiye’nin en tanınmış sanatçılarından biridir ve özel hayatı, kökeni ve dini inançları sıkça gündeme gelmiştir. Bu yazıda, Hülya Avşar’ın Alevi olup olmadığı meselesini, tarihsel ve toplumsal bağlamda inceleyeceğiz. Hülya Avşar’ın Ailesel Kökeni Hülya Avşar, 10 Ekim 1963 tarihinde Balıkesir’in Edremit ilçesinde doğmuştur. Babası Celal Avşar, Ardahan’ın Hasköy köyünden olup Kürt kökenlidir. Anne tarafından ise Balıkesirli…
Yorum BırakHüccetli Olmak Ne Demek? Antropolojik Bir Perspektif Kültürlerin çeşitliliği, insan topluluklarının birbirlerinden nasıl farklılaştığını ve bu farklılıkların nasıl toplumsal yapıları şekillendirdiğini anlamamıza olanak tanır. Bir antropolog olarak, farklı kültürlerin ritüelleri, sembollerini ve toplumsal yapılarını inceledikçe, insanlık tarihinin zenginliğini daha da derinlemesine kavrayabiliyoruz. Bu yazıda, “hüccetli olmak” kavramını ele alacak ve bu ifadeyi, kültürel bağlamlarda nasıl anlamlandırdığımıza dair bir keşfe çıkacağız. Hüccetli olmak, bir toplumun bireylerine kendilerini ifade edebilme ve toplumsal kabul görme yetisini gösteren bir durum olarak karşımıza çıkar. Peki, bu kavram, farklı kültürlerde nasıl şekilleniyor? Hangi ritüeller, semboller ve topluluk yapıları bu durumu ortaya çıkarıyor? Gelin, bu soruları antropolojik…
Yorum BırakHususi Nasıl Yazılır? TDK Perspektifinden Felsefi Bir İnceleme “Dil, düşüncenin aynasıdır” diyen Wittgenstein, dilin insan zihninin derinliklerine açılan bir pencere olduğunu savunur. Bu düşünce, dilin, yalnızca iletişim aracı olmanın ötesinde, bir düşünme biçimi, bir bakış açısı sunduğunu ortaya koyar. Peki, kelimelerin doğru yazılışı, düşünce dünyamızla ne kadar iç içedir? “Hususi” kelimesi, işte tam bu noktada, dilin kurallarının düşünsel evrenimizle nasıl kesiştiğini sorgulamamıza olanak tanır. Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre doğru yazım şekli “hususi”dir. Ancak, dilin bu anlamda doğru olma durumu, sadece etimolojik veya gramatikal bir mesele olarak mı kalmalıdır, yoksa daha derin ontolojik, epistemolojik ve etik boyutları da içermeli midir?…
Yorum BırakJean Jacques Rousseau Atatürk’ü Nasıl Etkilemiştir? Farklı Bakış Açılarıyla İnceleme Merhaba! Bugün, iki devrimci figürün kesişen yollarına göz atacağız: Jean Jacques Rousseau ve Mustafa Kemal Atatürk. Her ikisi de kendi zamanlarında, toplumsal yapıları ve devlet anlayışlarını derinden etkilemiş büyük liderlerdir. Ama acaba Rousseau’nun düşünceleri, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma yolundaki adımlarını nasıl şekillendirdi? Hadi bunu keşfe çıkalım! Bu yazıda, Rousseau’nun felsefi mirasının Atatürk üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu, farklı bakış açılarıyla ele alacağız. Erkeklerin genellikle daha objektif, veri odaklı ve stratejik bir şekilde bu ilişkiyi değerlendirirken, kadınlar daha çok toplumsal ve duygusal etkileri üzerinde dururlar. Her iki bakış açısını da keşfetmeye…
Yorum BırakHumus İçin Sos Nasıl Yapılır? Bir Felsefi Yaklaşım Yemek ve Bilgi: Filozofun Bakış Açısı Bir filozofun bakış açısıyla, dünyadaki her şeyin anlamı, özü ve bağlantıları üzerinde durmak, gözümüzün önünde duran bir tabağa bakarken bile farklı bir derinlik arayışına dönüşebilir. Örneğin, basit gibi görünen bir yemek tarifi, derin ontolojik, epistemolojik ve etik soruları gündeme getirebilir. Bu yazıda, “Humus için sos nasıl yapılır?” sorusunu, yalnızca mutfakta bir pratik olarak değil, felsefi bir bakış açısıyla ele alacağım. Çünkü her şeyin bir anlamı, her eylemin bir kaynağı vardır ve belki de sos yapmak, bize insanlık, bilgi ve değerler hakkında derin bir şeyler öğretir. Humus,…
Yorum Bırak