İçeriğe geç

Alacakaranlık hangi kategoride ?

Alacakaranlık Hangi Kategoride?

Alacakaranlık… Hani şu vampirler, kurtadamlar, bir sürü gıcır gıcır romantizm, bolca ergen dramı ve en önemlisi sürekli güneşten kaçan, cildi porselen gibi parlayan tiplerin olduğu film serisi var ya… Evet, işte o. Şimdi bir soruyla karşınızdayım: “Alacakaranlık hangi kategoride?” Durun, durun, sakin olun. Hemen “Tabii ki romantizm!” falan demeyin. Çünkü, bu filmi izledikten sonra hayatınızı sorgulamaya başlamak, yer yer kafanızı duvara vurmak ve bir insanın nasıl bu kadar sert bir şekilde karar verip de ‘Ben bir vampirle aşk yaşayacağım!’ diye yola çıkabileceğini anlamaya çalışmak gerek. Hadi gelin, Alacakaranlık’ı biraz daha derinlemesine sorgulayalım.

Alacakaranlık: Romantik mi, Korku mu?

Alacakaranlık denince ilk akla gelen şey elbette “romantizm”. Ama hemen durun! İnanın bu film serisinin birden fazla yüzü var. Bir yanda Bella’nın Edward’a olan takıntılı aşkı, diğer yanda bir vampirin insan gibi olma çabası, bir de sağlıklı bir ilişki tanımayan gençlik… Romantik olabilir mi? Eh, kısmen. Fakat, gerçekten bir vampirle yaşanan ilişki, ideal aşkı simgeliyor mu? Veya sadece Edward’ın sürekli “Beni seviyorsun ama sana zarar vereceğim” demesi, romantizmin boyutlarını ne kadar sağlıklı kılıyor? İşte burada işler biraz karışıyor.

Bir de şu var: Filmi izlerken, “Bella, ya vampirler seni bir kenara atarsa?” diye sürekli iç sesimle tartışıyorum. Kendimle dalga geçiyorum ama bu düşüncelerim hiç de boş değil. Aşkını, bir ölüyle yaşamak istemenin ne kadar ‘farklı’ bir karar olduğunu düşünmeden edemiyorum. Yani, bir dakika, Bella’nın yerinde olsam, Edward’ın ‘Ben sana zarar vermek istemiyorum ama bazen bu işin doğasında var’ demesi bana ciddi bir alarm çalması için yeterli olmaz mıydı? Ama tabii Bella bu durumu ‘Çok tatlısın ya, vampir olman ne güzel!’ gibi bir mantıkla karşılıyor. Yani, aslında hem romantizm hem de korku bir arada. Hangi kategoride olduğuna karar vermek zor!

Bir Vampir, Bir Kurtadam ve Bir Aşk Üçgeni: Dram mı? Komedi mi?

Alacakaranlık’taki en komik şeylerden biri de Jacob’ın, yani kurtadamın Bella’ya olan aşkı. Adam sürekli Bella’yı korumak için etrafında dolanıyor, durmadan o ‘Benimle ol’ diyor, ama Bella ne yapıyor? Yine Edward’ı seçiyor. “Kızım, sen bir vampirle kurtadam arasında nasıl karar veriyorsun?” dedim kendi kendime. Ya ben olsam? Aşırı zor bir seçim! Bir tarafta saflığı ve yakışıklılığıyla Edward, diğer tarafta sürekli etrafıma dönerken kollarımın kaslarını görebileceğim bir Jacob. Yani, biri beni vampsa, diğeri ‘altın çene’ takılıp işin içine girmeyi seviyor. Ve bütün bunlar yaşanırken Bella bu ikisi arasında mekik dokuyor. (Bunu kim yaptı, niye yaptı, anlamadım ama kabul ediyorum… Ne biçim insanlar var! 😂)

Alacakaranlık: Fantastik mi, Bilimkurgu mu?

Vampirler, kurtadamlar, devler, insanlar… Ve tüm bu karışım! Alacakaranlık, bir noktada fantastik bir yapıya sahip, ancak o kadar fantastik ki, neredeyse bilimkurguya kayacak gibi. Sonuçta, belli bir gerçeklik payı var mı? Bence yok. Bu filme fantastik demek, hatta bazen ‘gerçekten fantastik’ demek zor. Ama bakıyorum da, öylesine bir yalanla ‘Vampirler gerçekten var, sadece gece çıkarlar ve sabahları ışık onlara çok zararlıdır’ diyorsun. “Açık havada bir vampir?” sorusuna karşı filmde bir yanıt buluyorsun: “Hadi canım, Edward’a yazık olmasın!”

Böyle bir film, hangi kategoriye sokulur? Fantastik, korku, bilimkurgu ve romantizmi iç içe sunmaya çalışırken bence biraz da ‘komedi’ kategorisine kayıyor. Ya da belki de ‘gençlik dramı’. Ama evet, düşündükçe içimden şunu diyorum: “Bence Alacakaranlık, tam olarak ‘bağımsız sinema’ kategorisine uygun.” O kadar saçma ki, onun da bir yeri var. Gençlerin mutlaka izlemesi gereken bir ‘yıkılma’ filmi olabilir, çünkü orada, her şeyin bir anlamı varmış gibi gözüküyor, ama her şey aslında birbirine karışmış bir saçmalık yığını!”

O Klasik Diyalog: “Peki, Sen Alacakaranlık’ı Hangi Kategoride Görüyorsun?”

Bu soruyu bana sormadınız ama bence sorsanız bile cevabım şu olur: Alacakaranlık, kategorisiz bir çorba gibi! Herkes farklı bir tat alıyor. Biri romantizm, diğeri dram, ben ise bu yazıyı yazarken sürekli “Ah, Alacakaranlık’ı kimseye öneremem ki!” diye düşünüyorum. Çünkü bu filmi izlerken yaptığınız yorumlar ya gerçekten çok duygusal olur, ya da size “Vampirle olmanın, fantezi dünyasında ne kadar saçma bir şey olduğunu düşündürür.”

Sonuçta, bizde bir şey vardır, ne kadar kötü olursa olsun, “Türk işi bir şey yapalım” diyip her şeyi benzetmeye çalışırız. Alacakaranlık’ı da benzetmek öyle kolay bir şey değil ama işte, her kategorinin sınırını zorlayarak, bu film gerçekten kendi kategorisini yaratmış diyebiliriz. Belki de her şey bir metafor: ‘Aşkın, dünyayı ele geçiren tüm kategorilerden bağımsız olduğu’ bir metafor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betcibetexper.xyz